Munzur dağları eteklerinde kök söktüm, birkaç haftadır. Aklına uydum arkadaşımın durup dururken bloğumu site'ye dönüştürdüm. Dönüştürdüm ne kelime, döndürüle döndürüle bir hal oldum. Bilseydim böylesine bir işin zorluğunu baştan blogspotumda yan gelip yatmak varken soyunurmuydum böylesine ucu açık maceraya.
Oldu bir kere, geri dönüşü olmayan bir yola girdim ve gemilerimi yaktım. Hem izleyicimi kaybettim, hemde bir çok bloğumun bağlantısını ve üstüne üstlük postlarımı sil baştan yeniden yazdım. Onun için breh breh. Acemilik başa bela, konu üzerinde bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın çıkmaz bir sokak olduğunu bir kez daha yaşadım. Çok şey öğrendim bu maceramda, bundan sonra işime yararmı bu bilgilerim bilemem. Ama, zaman zaman deneyimlerimi sizlerle paylaşacağım.
Mutlaka sizler için faydalı bilgiler olacaktır anlatacaklarım. Blogdan site'ye geçerken, nelerin yapılması gerektiğini ve nelerin yapılmaması gerektiğini anlatacağım. Verceğim bu bilgilerin net dünyasında eşi ve benzeri olmayacaktır. Çünkü, karşılaştığım sorunlarımı çözmek için Google ve Yahoo'da çok arama yaptım hiç bir bilgiye ulaşamadım. Deneme ve yanılma yöntemi ile kazandıklarım çok oldu bu maceramda. Kaplumbağa hızı ile site'mi bir yerlere kadar getirdim. Dilerim site'mi bulunduğu yerden düşündüğüm yere taşıyabilirim zamanla, yaşadıklarım kendime bir ders oldu. Dersimi sizlerle paylaşacağım zamanla..
Breh breh breh, 'sitegöz' oldum
Etiketler: Atıp Tutmaca
Sürekli sopa yemek iyi bir şey mi?
Evet, sürekli sopa yemek iyi bir şey. Çünkü sürekli sopa yersen alışkanlık kazanır bünyen, sigara tiryakisi gibi. Vakti saati gelince sopaya ihtiyaç duyarsın. Ya sopa atananları beklersin, ya da sopa attırmak için adam ararsın.
En iyisi sopa atanları beklemek, sopa atanlar alışık olduğundan nerelere vurulması gerektiğini iyi bilirler. O yüzden, haliyle sopa yemekten büyük bir haz duyarsın. Terslik olur ya sopa atanlar gelmezse o zaman vay haline, iş başa düşer.
Çıkar sokağa fellik fellik sopa atacak adam ararsın. Mübarek sopacılar ortalıkta dolaşmadıklarından elleri sopalı, ulaşabilmek için yanlarına bağırmak çağırmak fayda etmez, aklını kullanman lazım. En iyisi mi, sopa yemeyi gerektirecek bahaneler yaratmak. Ne gibi.. Ha, şöyle; gözüne kestirdiğin karşıdan gelen kelli felli birine yanından geçerken güzel bir tekme atmak ve sonrası durup beklemek. Eğer adam tekmeden sonra tabanları yağlayıp kaçıyorsa bırak gittsin. Zaten o adam olmaz, kaçmasından belli.
Umudu kesip hemen pes etme, kısmet bu bekle. Ne demişler; "bekleyen derviş muradına ermiş" bekle kısmetini. Beklemek kar etmiyorsa eğer, "Kısmet ise gelir Hint'ten Yemen'den, kısmet değilse ne gelir elden?" bilki bir sopa atan da sen olmuşsun. Kabul etsende etmesende tekme yeyip kaçanlar seni sopa çeken ilan etmişler; hakkına razı gelmelisin ve kadere boyun eğmelisin, elinden sopayı eksik etme. Sakın ha, aklında bulunsun insanları ödüresiye dövme. Bir gün yorulursun dövmekten, kös kös sokaktan geçmekte iken sanada bir tekme atan çıkar.
Etiketler: Atıp Tutmaca
Porsiyon nedir, nasıl hesaplanır, kim hesaplar?
Porsiyon: Herhangi bir yemekten bir kimseye verilen belirli miktar. Bu porsiyon tanımı, Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde yer alan porsiyon tanımıdır. Porsiyon sözcüğünü genel olarak yemekler için kullanırırız. Çoğunluktada lokanta veya restoran dediğimiz ticari mekanlarda yemek siparişlerinde ve yenen yemeklerin hesabında kullanırız.
Bir de hazır paketlenmiş yiyeceklerin ambalajı üzerinde, yazılmış olarak rastlarız şu porsiyon sözcüğüne. Ayrıca diyet işi ile meşgul diyetisyen ve konu ile ilgili dergi, gazete, mecmua ve benzeri iletişim organlarınıda unutmamak lazım. Her nedense bu porsiyon sözcüğü kullananların kendilerinin işlerine geldiği ağırlıkta bir ölçü birimidir.
Mesela, 1 Kg. patlıcanın herkes tarafından bilinen tanımı şöyledir. Dünya milletleri tarafından kabul edilmiş; 1000 gram ağırlında ölçü biriminin ağırlığına denk, patlıcan ağırlıdır. Bu tanım dünyanın neresinde olursanız olun 1 Kg. patlıcanın ölçüsü budur. Ya porsiyon öyle mi? Hayır, porsiyon tanımı meyve, et, sebze, balık, tavuk, bakliyat yemeklerini hazırlarken veya hazırlanmış yemekleri dağıtırken her insanın kendine göre bir porsiyon ölçüsü var.
O ölçü standart değil, kişiden kişiye ve porsiyonun kullanım amacına göre değişebiliyor. Porsiyon ölçüsünü diyet için kullanacaklar farklı, porsiyon ölçüsünü ticari olarak kullanacaklar için farklı ve de sofralarımızda annelerimiz yemek dağıtımı yaparkende çok farklı ölçüde kullanacaktır. Bir de insanın fiziksel yapısı ele alınacak olursa, zayıf ya da şişman insan için porsiyon ölçüsü yine farklılaşacaktır. Uzatmıyayım, nette bu konu ile bir araştırma yapmak isterseniz gözleriniz yaşarıncaya kadar gülmeniz için bir sebep olabilir, benden söylemesi.
Etiketler: Atıp Tutmaca

